Anasayfa
Kurban PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 23 Eylül 2013 09:15

İslam dininde Kurban ibadeti; zekat ve bayram namazları gibi Hicretin ikinci yılında meşru kılınmıştır. Meşruiyeti Kitap, Sünnet ve İcma’ delillerine dayanır.

Kurbanın meşru kılınmasındaki hikmet ise sayısız nimetlere karşı Allah’a (cc) şükretmek ve günahların bağışlanmasını dilemektir. Kurban kesilmekle hem kesen aile, hem de yoksullar temel gıda maddelerinden olan et bakımından genişliğe kavuşur. Bu yüzden Fıtır sadakasında kıymet verilebilirken Kurbanda kıymetinin yoksullara dağıtılması olmaz. Kurban kesmekle hayvan katliamı yapmayız. Ancak Allah’ın (cc) yarattığı en kıymetli varlık insandır. İnsanı beslemiş oluruz. Gerçi her gün toplumun et ihtiyacı için yeryüzünde yüz binlerce hayvan  kesilmektedir. Ancak bunlardan yalnız alım gücü olanlar yararlanıyor. Kurban etlerinden ise çoğunlukla muhtaç olanlar yararlanır. Kurban etinden zengin, fakir, müslüman ve gayrimüslim herkes yararlanabilir. Malum olduğu gibi millet olarak dünyanın her tarafında kurbanlarımız kesilir ve herkese ziyafet vermiş oluyoruz. Kurban ibadeti Hanefi mezhebine göre vaciptir. Bir kimsenin kurban kesmekle yükümlü

sayılması için bulunması gereken şartlara kurbanın vücup şartları denir. Ve o şartlar şunlardır:

1.         Müslüman olmak,

2.         Belirli mali güce sahip olmak,

3.         Akıllı olmak,

4.         Mukim olmak (seferi olmamak).

Şu anda binlerce kardeşimiz Hac yapmak üzere Suudi Arabistan’dadırlar. Bu kardeşlerimiz oralarda Hac kurbanı keserler fakat memleketimizdeki kestiğimiz kurbanlarla yükümlü değildirler.

Hanefi mezhebine göre, kurban kesmeyi vacip kılan zenginliğin ölçüsü, zekat ve fıtır sadakasında aranan zenginlik ölçüsüyle aynı olup kişinin borçları ve temel ihtiyaçları dışında 81 gr altına veya buna dek paraya, yahut ticaret malına sahip olmasıdır. Ancak kurban konusunda zenginliğin üzerinden bir yıl geçmesi gerekmediği gibi sahip olunan malın üreyen türden olması da gerekmez. Buna göre bayram günlerinde borçlar düşüldükten sonra geride 81 gram altın veya bunun karşılığı kadar para yada ticaret malı bulunan kimse kurban kesmekle yükümlü olur. Bu şartları taşımadığı halde kurban alma gücü olan veya veresiye alsa bile bedelini ödeme gücünü kendinde gören kimse de kurban kesebilir. Keçi, koyun cinsinden olan hayvanların kurban edilebilmesi için bir yaşını doldurmuş olması gerekir. Keçi ve koyun cinsinden olan küçükbaş hayvanlar bir kişi için kurban edilebilir. Büyükbaş hayvanlarda (sığır, manda, deve vb) yedi kişiye kadar ortaklık yapılabilir. Ortakların 2, 4, 6 gibi çift olması engel değildir. Ancak ortaklıklarda ortakların tamamının Müslüman olması ve kurban ibadeti niyetiyle ortak olmaları gerekir. İçlerinden birisi gayrimüslim olsa ya da birisi sadece et satın almak niyetiyle ortak olsa tamamının kurbanları geçersiz sayılır. Ayrıca tavuk, horoz, hindi, kaz ve ceylan gibi hayvanlar kurban ibadetini yerine getirmek niyetiyle bayramda kurban olarak kesilemez. Kurbanlarda kestiğimiz hayvanların kusursuz olmasına ve hayvanların yaşlarını doldurmuş olmasına dikkat etmeliyiz. Kurbanlık hayvan satan tüccarlarımız da sattıkları hayvanların yaşını bilmeli ve müşterilerine söylemelidir. Özürleri varsa özürlerini de söylemelidir. Çünkü kurban kesmek bir ibadettir. İbadetlerimizi eksiksiz ve en güzel şekilde yapmamız gerekir. Kurban kelimesi, adı üzerinde Allah’a (cc) yakınlık anlamı taşır. Kurban etlerinden evlerimizde, ailemizle komşularımızla beraberce yiyebildiğimiz gibi fakir ailelere bol bol ikramda bulunmalıyız. Kurbanlarımızı keserken kendimiz kesebildiğimiz gibi vekalet yoluyla da kestirebiliriz. Kurban niyetiyle kesmeliyiz besmeleyle tekbirle kesmeliyiz. Kurban derilerimizi zayi etmemeliyiz. Mutlaka güvendiğimiz kişilere, hayır kurumlarına teslim etmeliyiz. Ancak para karşılığı satmamalıyız. Çünkü o da ibadetin bir parçasıdır. Kurbanlarımızı kestiğimiz yerlerde çevreye zarar vermeyecek şekilde davranmalıyız. Kurban atıklarını meydanlara yollara atıp gülünç duruma düşmemeliyiz. Çünkü İslam temizdir, temizliği ve temizleri sever. Kurbanlarımızı, geçmişimizden bize intikal ettiği gibi bıçakla kesmeliyiz. Ancak, bıçağı keseceğimiz hayvana göstermeden, işkence etmeden kesmeliyiz ve bir ibadetle meşgul olduğumuzun farkında olmalıyız. Kurbanlarımızı, Bayramın birinci, ikinci ve üçüncü günü en geç ikindiye kadar kesip vacip olan bu ibadetimizi yerine getirmiş olmalıyız. Kurban Bayramlarında bayramdan bir gün önce sabah namazında teşrik tekbirlerine başlamalıyız. Bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar devam etmeliyiz. Evde ailelerimize, çocuklarımıza bunun vacip olduğun öğretip bu vacib ibadeti yerine getirmeyi öğretmeliyiz ve duyurmalıyız.

Bayramlarda amaç kesinlikle et yemek değil ibadet etmektir. Yine Ramazan Bayramında olduğu gibi Allah’a (cc) şükretmektir. Yine komşular, akrabalar, büyükler, hastalar, mezarlıklar ziyaret edilmeli, Rabbimiz’in verdiği bu nimetlere şükretmeliyiz. Dua ile karşılıklı dualaşmalarla ziyaretlerle bayramımızı geçirmeliyiz.

Bayramınız mübarek olsun. Cenab-ı Hakk tüm insanlığın huzur ve selametine vesile eylesin.

 

Ali DEMİRDÖĞEN

Saçaklızade Vakfı

Mütevelli Heyeti Başkanı
Son Güncelleme: Cumartesi, 07 Aralık 2013 15:33